10 Ağustos 2016 Çarşamba

10/08/2016

Yalnızlık.
Neye göre yalnız? Veya hangi koşullar adı altında yalnız olduğunu düşünebilir bir insan? Arkadaşının olmaması mıdır yalnızlık yoksa, çevresinde "arkadaş" adı altında bir sürü insan varken aslında sadece etrafta olmaları ve senin yanında olmamaları mıdır yalnızlık?

Yalan arkadaşlıklar, sahte yakınlıklar, belki de umursuz ilgisiz bir aile. Aile bakımından şanslı mıyım değil miyim pek emin değilim o konuda. Zaten insan ailesini seçemez. Doğduğunda sahipolduğu ilk yakınları onlar olur. Sadece ilerleyen zamanlarda onlarla olan ilişkisine devam etme veya etmeme kararı alabilir. Bende öyle yaptım sanırım. Kimisini hayatımdan çıkardım, kimisiyle arama mesafe koydum.

Peki arkadaş bakımından neler yaptım? Çok sevdiğim kardeşlerim vardı benim. "Sister from another mother" ah lütfen sana kaldırdığım orta parmağımı da alıp bir siktir git lütfen. İnsan arkadaşlarını seçerken genelde maddiyata bakmaz. Benim gibi (emotionally düşünenler olarak) gidip şımarık, ikiyüzlü, çirkef insanları arkadaş olarak alıp, kardeş yerine koyarız kalbimizde sonra da götümüze tekme yeriz üstüne de arkamızdan konuşurlar. Yapmayın siz böyle. Arkadaş seçerken iki defa değil birkaç defa düşünün. Sağlam kazık yemiş biri olarak söylerim. Bırakın 3-5 arkadaşınız olsun. Neydi o klasik anneannelerimizin dedelerimizin söylediği söz: "Arkadaş sayın bir elin parmaklarını geçmeycek sayıda olsun". Ben saysam 5'i bulur muyum? Sanırım 3'ü buldum ben. Bu yalnızlık mıdır? Yoksa yanına alacağın, yakının olacağın insanları ince eleyip sık dokumak mıdır? Ben bu 3 insanla çok iyiyim, çok mutluyum. Öyleyse ben yalnız mıyım yoksa değil miyim?

Bir de yalnızlığın sevgili olanı varmış. Gönlüne göre olanı bulamamak, bulduğunu sanıp aslında yanılmak, ya da bulupta kaybetmek. Sonrası yalnızlık işte. Her gün gördüğün, görüştüğün, sevdiğin ama deliler gibi sevdiğin biri olur. O seni çok sever sende onu çok seversin. Şimdi buradaki sorun ne diye sorarsan, sorun aslında o veya ilişki değildir. Sorun benimdir. Ben, kendim, şahsım.

Ben bir ota boka kanamazken, aşk kelimesini daha adam gibi kavrayıp, o duyguyu nasıl benimseyeceğimi bilememişken, adam gibi bir ilişki kurmaya kalksam bile onu boka batırmayı çok güzel beceririm. Oysa karşımdaki için elimden geleni yaptığımı düşünürüm çoğu zaman, ama kendim için elimden geleni hiç yapamadım. Hep biri için koştum durdum oysa aslında koşmam gerekmiyordu. Koşmak yorulmak demekti ve ben o kadar çok koştuğum için kendimi yordum. Kendimi yordum ve aslında benim dinlenmem lazımdı. Yukarda yazdığım o sözde arkadaşlarımdan biri benim arkamdan "Ceren'i nereye çekersen oraya gelir" demiş. Doğru söylemiş. Ben o kadar bir bıraktım ki kendimi son birkaç senedir, kim beni nereye çektiyse, kim beni nereye sürüklediyse oraya gittim. Neden? Birileri tarafından kabullenme? Birileri tarafından sevilme? Onay görme? Ama neden? Ben kendimi sevemez miyim? Ben kendimi kabul edemez miyim de başkalarının onayını, sevgisini almak için koşturdum?

İnsan bazen kendini sorgulamalı. Ben neden böyle yapıyorum? Bunu yaptım iyi hoş güzel, sonucu ne olacak? İnsan hatalar yaparak büyür, olgunlaşır ve hatalarından ders çıkarır. Ben ders çıkardım mı? Evet bazı hatalarımdan ders çıkardım kendimi toparladım. Peki diğerleri? Neden diğer hatalarımı tekrarlamaya devam ediyorum? Acı çekmeye bayılıyorum heralde. Hata yaptığımı bile bile, üzüleceğimi bile bile, olmayacağını bile bile devam ediyorum. Yaptığım yanlış mı? Evet bana göre yaptığım yanlış. Bunun farkındayım. Değiştirecek miyim? Evet.

Yalnızlık. Yalnızlık aslında yanında kimse olmaması değildir. Yanında bir sürü arkadaşın olsa bile, sen yoluna devam edeceğin sadık arkadaşlarını bulduğunda yalnız olmazsındır. Az ve öz olursun. Yanında sana değer veren, senin değer verdiğin insanlar olduktan sonra yalnız olmazsın. Yalnızlık kötü birşey değildir. Bazen kafanı toplamak için yalnız olmaya ihtiyacın olur. Düşünmek için, kararlarını düşünerek vermek için. Mesela şu an benim yaptığım gibi. Evdeyim, müziğim açık, yanımda kimse yok. Ne bir arkadaş ne bir baba ne bir anne. Yaşadıklarımı düşünüyorum, hatalarımı gözden geçiriyorum, karar veriyorum. Sonra mı? Sonrası yarın sınavım var.


11 Aralık 2014 Perşembe

10th Dec. 2014 - 23:22

Büyüklerime hiçbir zaman saygıda kusur etmedim, her ne kadar bazı büyüklerim benim küçüklüğümü bilip ağızlarından geleni bana söyleselerde, ben sustum. Çünkü anneannem ve dedem bana büyüklerime karşı her zaman saygılı olmayı öğrettiler. Kötü söz söyleme, terbiyeli ol, saygılı ol. Ben bu üç kurala uydum her zaman, çünkü bana göre doğru olan budur.
İslamın farzları arasında ana ve babaya iyilik etme var. Ki farzları arasında geçmese bile mantık çerçevesinde bile yapılması gereken birşeydir bu. Herhangi bir dine veya Tanrı'ya inanan biri değilim ben. Küçükken inanırdım, dua ederdim, dilekler dilerdim. Sonra büyüdüm, kendime göre fikirlerim, kendime göre düşüncelerim oldu. Ama herhangi bir dine göre "günah" olduğunu düşündüğüm şeyler yapmadım kendimce. Yine kendi düşünceme göre, iyi bir evlat olduğumu düşünüyorum. Tabi ki gerek anneannem ve dedem, gerekse anne ve babamı kırdığım zamanlar oldu, inkarı yok bunun. Ama dördününde bana olan sevgisi bir günden bir güne değişmedi ve bundan kendi adımı bildiğim gibi eminim.
Benim hayatımda adları "anneanne" ve "dede" olan iki tane kocaman sağlam çınar ağacı var. Ben bu iki ağacın gölgesinde büyüdüm bu 22 sene boyunca. İlk adımlarım, ilk konuşmam bu ağaçların altında oldu. Ben bu iki çınarın sevgisinden bir gün bile şüphe etmedim, etmemda. Bu iki ağaçtan birini kaybetmiş olabilirim ama halen daha gölgesi üzerimde. Ve saçları beyazlamış diğer koca çınar ağacım, "bazı sebepler ve bazı kişiler yüzünden" görüşemediğimiz için, hasta olduğu halde evden kaçıp beni görmek için yollara düşüyorsa arkadaş, ben bu adamın ne sevgisinden şüphe ederim, ne da beni unuttuğundan.
Ben bugüne kadar sadece bir kere ah ettim, o da evimden "ayrıldığımda" geçirdiğim uykusuz gecelerde. Etme bulma dünyası sonuçta, hak, adalet elbet yerini bulur. İnat iyi değil derdi anneannem her zaman. Dedem Osman Yak olunca, inatçı olmamak elde değil. Gün gelir devran döner, o gün evden kaçan adamın canı yandığı gibi, canını yakanlarında canı yanar. Ve ben gerekirse inat eder ölmem, Dünya'ya kazık çakar o günleri görürüm.



C.

5 Ağustos 2014 Salı

5 Ağustos 2014

Yazmayalı tam olarak bir sene olmuş. Bu bir sene içinde neredeyse çoğu şey değişti. Mesela 22 sene boyunca yaşadığım evden ayrıldım geçen gün. Bir tek kalan eşyalarımı toplamak için gideceğim o kadar.

Şimdilik annemdeyim. Yarın akşamüzeri Lefkoşa'dan dönerken babamın eve geçeceğim eşyalarımla beraber. Bundan sonra babamla kalacam, arada bir annemde. Önceden nasılsa aynı düzen olacak. Böyle olmasının sebebi, annemin sevgili erkek kardeşi ve sevgili kızkardeşinin bardağı taşıran son damlayı yapmalarıydı. Gergin ipler artık koptu yani. Kafadan hastalıklı biriyle, yarım akıllı biri bir araya gelinca zaten olacak olan neydi. İkisininde sözlü tacizlerinden artık gına geldiydi artık. İkisi da dedemin olmadığı anları fırsat bilip, annemden korkup söyleyemedikleri şeyleri gelip bana söylerlersa benimda sabrım tükenir. 

İki korkak, iki çirkef artık ahımla başbaşadırlar. Beni evimden kovmayı başardıkları için kendilerini tebrik eder, kapı gibi iki tane evimin olduğunu yüzlerine tokat gibi çarpar, dedem (Tanrı uzun ömür versin -ki bu ikisinin elindeyken o biraz zor) rahmetli olduktan sonra, o evi kim kullanacaksa hiç bir hayır görmemesini, en kötü günlerini yaşamasını, yüzünün ne maddi ne de manevi açıdan hiç gülmemesini ve ömürlerinin sonuna kadar bana yaşattıkları uykusuz gecelerin, sıkıntıların ve tüm tacizlerin karşılığını çekmelerini diliyorum.

What goes around comes around

Bu dünyada karma olduğu sürece, herşeyin bir karşılığı vardır ve hep olacaktır. Bugün bana bunları yaşatanlar yarın daha beterlerlerini yaşayarak cezalarını çekecekler. Benim içim gönlüm temiz, içim rahat. Şimdi onlar düşünsün.




C.

2 Temmuz 2013 Salı

Aile. (O2.O7.2O13)

Hayata dair her şeyi ilk önce ailemizden öğreniriz. Sevgiyi, saygıyı, korumayı, güveni ve bunun ilk daha nicesini. Peki ailemiz bize sadece iyi şeyler mi öğretir?

Kendimden örnek vermek gerekirse, ben ailemden koşulsuz sevgiyi, aile bireyleri arasında birbirinin arkasını kollamayı, güveni, saygıyı, korumayı, paylaşmayı ve adil olmayı öğrendim. Fakat aynı zamanda, hırsızlığı, aldatmayı, yalancılığı, büyüklere karşı saygısızlığı, büyüklerin (ebeveynlerin) kalbini kırmayı, terbiyesizliği, ikiyüzlülüğü ve diğer tüm çirkeflikleri. 

Ben ailemle her zaman gurur duyardım. Çünkü birbirine sahip çıkan insanlar vardı ailemde. Birbirini destekleyen, ufak bir sorun çıksa bile birbirinin arkasını kollayan insanlar vardı. Şimdi baktığımda ise, ne kadar da yanıldığımı görürüm. Paranın kirletemeyeceği insan diye birşey yoktur bu dünyada. Bir oğul, kanser hastası annesini yatağından kaldırıp evin tapusunu, babasından ve ablalarından gizli, üstüne çevirdiği bu dünyada ben paranın insanları kirlettiği gerçeğine inanırım. Dayı dediğim, ama yıllar boyunca "dayı"dan çok abi olarak gördüğüm, sonsuz saygı gösterdiğim ve bir lafını iki ettirmediğim, kendi anne-babamdan daha çok saydığım sevdiğim bu adam, kendi babasını ve ablalarını böylesine aldatmışken, babasının "Evimi geri benim üstüme çevir" demesine rağmen "Hayır" cevabını vermişse, bu insana ne denir? "Dayı" denmeyi, o saygıyı göstermeyi hak eder mi bu kişi ? Ve bütün bu yaşananlara rağmen, karşıma geçip ona neden konuşmadığıma dair benden sebep istemesi? Yazık. 

Ailemden biri olarak gördüğüm bu adam için çok utanırım. Ona dayı demeye utanırım. Gerçekten çok yazık. Kendi babasını böyle aldatmış bu adam için değil saygı göstermek, onun yüzüne bile bakmam. 

Eğer gerçekten karma diye birşey varsa. İyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulursa. Tek dileğim, dedeme yaptığın ve yaşattığın herşeyin bin beterini sende yaşa. Kendi öz evlatların senin de arkandan iş çevirsin. Senin inandığın, her zaman dua ettiğin o Allah, yaptıklarının bedelini sana yaşarken ödetsin.



-C.

1 Kasım 2012 Perşembe

Evet o büyük gün bugün. Gün sayarak beklediğim doğum günüm. İyi ki doğdum !

Şu an çok mutlu olmam, arkadaşlarımla dışarıda eğleniyor olmam gerekirken ben aslında bilgisayarın başında, gözlerim yaşlı, moral bozukluğuyla bu satırları yazarım. bir yandan da facebookta duvarıma yazanlara gülümseyerek teşekkür ederim. 

İlk defa bir doğum günümde yalnızım. Annem bile toplantısı olduğu için gelemeyeceğini söyledi. Anneannem zaten yanımda değil. Babamla aynı evde kalmıyoruz. Ne kadar harika değil mi? Ben bir yaşımı daha geride bırakırken sevdiğim tüm insanlar yanımda değil. Mükemmel.. En yakın iki arkadaşım İngiltere'de. Diğer iki arkadaşım nerede bilmiyorum. Annem toplantıda. Babam arkadaşlarıyla beraber her hangi bir kahvede kart oynuyor heralde. 

Mükemmel bir doğum günü.
İyi ki doğmuşum, doğum günüm kutlu olsun. 

31 Ekim 2012 Çarşamba

Son 2 saat 29 dakika ! Ve bende halen daha ne heyecan var ne bir şey. Doğum günün hediyemi de bugün yaptırdım. *.* Sadece onun heyecanı var.


Bazı yerlerinde çok canım yandı ama deydi doğrusu. O kadar güzel oldu ki. Daha çeyreği bile tamamlanmamışken aşık oldum tekrardan dövmeye.. 

Saat 9:34 ve acıktım bile. Ama kalkıp mutfağa gitmeye üşeniyorum -,-  Susadım da. Ve sanırım, mutfağa gideceğim. O soğuk, karanlık, sessiz mutfağa 0.0 

Tamam artık yeter saçmalamaya başladım. son 2 saat 22 dakika !

30 Ekim 2012 Salı

Vaov. Uzun zamandır yazmamışım bir şeyler. Hadi bunu değiştirelim o zaman ! ;)

Bugün 30 Ekim, günlerden Salı. Doğum günüme tam olarak (tam olarak değil tabi) 1 buçuk gün kaldı. *-*   Çok çok çok heyecanlıyım falan SANMAYIN ! Yok öyle bir şey yani. Hani arkadaşlar sürpriz parti falan yapar umudu da kalmadı yani. Dışarı çıkıp kutlama devrini de kapattım yani, o derece. Zaten Besteciğim da yok buralarda. Dışarı çıkıp, içip içip sarhoş olamayacağız. Müzik sonuna kadar açık, en sevdiğimiz şarkılar çalarken dans edemeyeceğiz. Gecenin bilmem kaçında o sarhoş halimizle sucuklu yumurta yapamayacağız. Evet duygusala bağladım yine. TEŞEKKÜR EDERİM BESTE, SAĞOL CANIM !! Siktiğimin İngiltere'sindeyken bile beni bunalıma soktun! 

Tamam konuyu değiştiriyorum. Zira ağlamaya hiç niyetim yok -,- 
Hatta ve hatta kapatıyorum. Bu kadar. Yazmaya usandım çünkü !

19 Ağustos 2012 Pazar

Hayır yani, hiç bir zaman annemnan babamın boşanma sebebinin ben olduğunu düşünmedim. Sebep her zaman ikisinin aptallığı falan oldu. Ki öyleler. Geçen hafta annemin babama yazdığı bir defter buldum. Hani kilidi olan defterlerden. Defteri de babamın ofisindeki dolapta buldum o ayrı olay. -,-
Defteri açtığımda çıkan ilk sayfa 1 Kasım 1994 ! Benim 2. yaş günüm. Sevgili anneciğim ise babamın ne kadar iyi biri olduğundan bahsetmiş, ama arada da kendi mutsuzluğunu eklemiş cümlelerinin aralarına. Ne kadaaarrr güzel bir doğum günü hediyesi olmuş bana o zaman. Daha sonraki sayfaysa 24 Haziran 1996. Gören deycek 2 sene de bir yazar. Onda da '93 yılından beridir zaman zaman ayrılmak istediğini düşündüğünü yazdı. Bir da bana anlatıldığı kadarıyla, ki kendi anlattı, aralarındaki sorunlar son zamanlarında gerçekleşmiş. Bunlar da '99 yılında ayrıldılar. Ve '99 yılına yaklaştıklarına başlamış sorunlar falan diye anlatıldı bana. Ama olayın gerçek yüzü, anacığımın benim doğduğumdan itibaren olan mutsuzluğu, monoton hayatı vesaire vesaire.

Bunları okuduktan sonra da kendimi suçlamadım boşanmaları ile ilgili. Ve halen daha ikisinin aptallığı diye düşünürüm. Biraz akılları olsa, denerlerdi kardeşim. Oyun değil bu evlilik. Bir kere kalkıştıysan, her ne problemin olursa olsun, çözmeye çalışarak devam edecen. Madem mutsuzsun, çocuk yapmadan bitirecen bu işi. Çocuk yaptıysan, bir defa şans verecen, eğer olmazsa ayrı yollara gidin.

Akşam akşam sinirlerim bozuldu işte. -,-

5 Haziran 2012 Salı

Meleğiimm. Tam 1 sene.


Tam bir sene önce bugün sen ellerimden kayıp gittin. Tam bir sene önce bugün ben senin soğuk yanağını okşadım sana veda ederken. Ve yine tam bir sene önce sen giderken benim kalbimi, ruhumu, hayatımı da alıp gittin.


Ağlayarak uyandığım gecelerde yoksun. Mutlu olduğumda yoksun. Neredesin? Kimlerlesin? Sana en çok ihtiyacım olduğum zamanlar neden yoksun? Bir sesini duysam. Gözlerine baksam. Kollarında uykuya dalsam ve bunlar rüya olmasa. Rüyamdaki gibi sıkıca sarılsam sana. Bir sarılsam sana bir daha hiç bırakmam. 


Bugün tekrardan sana ne kadar ihtiyacım olduğunu anladım. Akıl danışacağım biri yok. Eskiden sana danışırdım aklımdakileri oysa şimdi onu yapamıyorum. Annemle konuşmak dertleşmek bile seninki gibi olmuyor. Hiç birşey eskisi gibi değil. Ne yapacağımı bilmiyorum. 


Kayboldum anne. Kayboldum.. Sen yoksun ve ben yolumu kaybettim.. 


Geçmişe dönelim birtanem. Eskiye, çok eskiye dönelimm. Ben bebek olayım ve senin kollarında uyuyayım.. 








Seni çok özledim ve herşeyden çok ama çok seviyorum meleğim.. 

2 Haziran 2012 Cumartesi

02.06.2012

3 gün sonra 366 gün olacak. Koskoca 1 sene. Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar ve aylar.. Nasıl da koyuyor insana zaman. Hayatındaki en değerli şeyi alıp, seni onsuz bırakıyor.. Annesiz, arkadaşsız, hayatsız..

Tam olarak bir sene önce sen burada, nefes alırdın.. Şimdi ise sensiz ben nefes alamıyorum.. Nasıl ayakta kaldım bugüne kadar hiç bir fikrim yok.. Nasıl dayanacak gücü buldum kendimde bilmiyorum.. 


Evimiz eskisi gibi değil. Eskisi gibi eve koşarak dönmek istemiyorum artık. Ne kadar geç gelirsem o kadar iyi oluyor benim için. Sen yoksun çünkü evde. Beni beklemiyorsun artık. O zaman eve dönmenin ne anlamı var artık?
















O gün gelmesin..

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Tam 2 hafta oldu. 2 hafta önce kararımı verdim ve değişiklik yaptım.
İlk birkaç gün tuhaf geldi. Mesaj yok, cevapsız yok. Aradığım biri mesaj attığım biri yok. Ama sonra üzerinden birkaç gün geçince alıştım. O boşluk kalmadı içimde. İyiyim.






-C

11 Nisan 2012 Çarşamba

Herşey iyi güzel da, eskisi gibi değil artık. İlk günkü heyecan, kıpır kıpır olma hissi. Durum vahim. Düşüncelerine önem verdiğim iki önemli insan benim uzun zamandır kendime bile itiraf edemediğim bir gerçeği yüzüme vurdular. Ve haklılar da. Karar vermem gerek. Ama nasıl vereceğimi bilmiyorum. Vereceğim kararın zararının ne kadar olacağını bilmiyorum.


Çok zor durumdayım ....

9 Nisan 2012 Pazartesi

12 Mart 2012 Pazartesi

Friends forever . (:
Hello hello hello :D

Uzun zamandır adam gibi bloga girip bir şeyler karalamadım. Hayatımda pek bir değişiklik yok gibi. Okul-ev temposu her zaman ki gibi devam ediyor. Şubat tatilimden bahsedeyim biraz. Bol güneşli, arada karlı bir tatildi :D. Arkadaşlarla Trodos'a gittik. Arkadaşlarla gezdik tozduk falan filan. :P

Okul açıldı işte 16Şubat'ta. Yeni yeni dersler. Bu dönem Yunanca dersi alıyoruz arkadaşlarla. Γεια σας ! Με λενε Τζερεν (Merhaba ! Benim adım Ceren) :D Geçen hafta dersleri ektim birazcık :P Ama halledeceğik :P Sorun yok gardaaaş :D

Ermm sonra sonra .. Rihanna'ya takıldım bu bir iki haftadır. Talk That Talk'u indirdim bütün gün onu dinliyorum. "We Found Love" favorimdi ama şimdi albüme aşık oldum ! "Where Have You Been" bu aralar dilime dolandı. Onu mırıldanıyorum arada.

Kitap aşığı bir insanım ama bu aralar nedense elime kitap almıyorum. Evde okuyacak kitap kalmadı resmen. Bir ara Lefkoşa-Suriçi'ndeki Işık Kitapevi'ne gidip kitap almam gerek. Ya da yine Suriçi'ndeki Gloria Jean's Coffees'e gidip kahve içerken ordaki kitaplardan okuyabilirim. Bunu Burcu'yla konuşup anlaşmam lazım ! Zaten uzun zamandır onunla da görüşemiyoruz.

Ayrıca bir de To-Do-List yapmam gerek :/ Yapmam gereken çok şey var :( ama vaktim yok :( nayır nayır nayır -,-

Babama fotoğraf makinemi hatırlatmam lazım. Tamire verdik ve halen daha aramadılar bizi. Luzum arayıp durumunu öğrenelim. Yarın hatırlatayım pedere.

Canım Pringles çekti -,- Ben bir mutfağa takılıyorum.

Bu arada tavsiyem mutlaka dinleyin : myspace.com/fikrikarayel albüm yolda (:


καλησπερα σας !!

Ceren xoxo

5 Mart 2012 Pazartesi

Öyle güzel ki.. İnsanın ömrünün sonuna kadar orada kalası geliyor..



29 Eylül 2011 Perşembe

Eveet okullar açıldı hatta ikinci hafta da bugün itibariyle bitmiş oldu.
Okulun açılması çok şeyimdeydi de bunları anlatıyorum. Açıkçası neden bunu yazdığımı da bilmiyorum. Belki de sıkıldığımdandır. O da olabilir tabi. Mümkün.;

Tamam iyi yanları falan da var okulun. Mesela yazda göremediğim arkadaşlarımı falan görmüş oluyorum ama isteseydim onlarla da görüşürdüm yazda. İyi yan değil bu sanırım.

Vee gelelim benim için kötü yanına. Dersler, quizler, ödevler veya sınavlar falan DEĞİL !
Abi bildiğin o kalabalıkta olmak korkutucu. Altıma sıçıyorum yani o kadar insanın içinde. Böyle bir korku olamaz yani. Elim ayağım karışıyor birbirine. Ne yapacağımı bilemiyorum. 5 kişiden fazla bir topluluk içinde olayım sinir krizi geçirecek derecede oluyorum. Geçen sene her gün gittiğim RD' ye adım atmaktan korkar oldum. O kadar insanı görünce ayaklarım geri geri gidiyor. Ne kadar az insan o kadar iyi.

Yaz o kadar güzeldi ki. Arkadaşlarımdan görüştüğüm sadece bir iki kişi vardı ve geri kalan zamanda EVİMDE, GÜVENDEYDİM. Şimdi ise 938765 kişi var etrafımda ve ben kendimi hiçte iyi hissetmiyorum.


Help me ! Cidden yani yardım istiyorum!

7 Ağustos 2011 Pazar

Uzun zamandan beridir korkmamıştım. Ya da şöyle söyleyim. Uzun zamandan beridir, hiç bir sebebi olmadan böylesine korkmamıştım.
Sorun yok. Gerçekten sorun yok ama nedensizce korkuyorum. Sanki bir suç işlemiş gibi. Sanki kötü bir şey yapmış gibi.
Öleceğimi hissettiğimi söylesem?

7 Temmuz 2011 Perşembe

Annem *

Yokluğun o kadar çok fark ediliyor ki. Sen yoksun ve annemle aramda oluşmaya başlayan bağdan korkuyorum.. Biz yıllar önce o bağları koparmıştık. Sen vardın çünkü. Benim annem sendin, sensin.. Peki ben içimde yaşadığım bu fırtınayı kime anlatacağım şimdi? Sen yoksun. En yakın arkadaşım, hayat arkadaşım yok. Ben kiminle paylaşacağım içimdekileri? Kimin dizlerine yatıp ağlayacağım? Kim okşayacak benim başımı? Kim sarılacak bana en zor anımda? Söyle bana güzeller güzeli meleğim. Ben kimi öpeceğim doya doya? Kimin ellerini tutacağım derdimi anlatırken, gülerken ve ağlarken. Kim kızacak bana onu sinirlendirdiğimde ? Kim tavır yapacak bana onu üzdüğümde, kırdığımda?

Ve her sabah "anne" diye seslendiğimde bana cevap veren neden sen değilsin? O kadar zor ki artık "anne" demek. O kelimenin tüm anlamlarını sende bulmuşken, sana "Anne" diyememek ne kadar zor.. Anne kelimesinin seninle aynı anlamda olduğunu bilmek ve sana anne diyememek ne kadar çok koyuyor.

Aşk. En saf aşk bir anneyle çocuğu arasındaki aşktır bana göre. Hiç kirlenmemiş, tertemiz bir aşk. İçinde güvenin, sevginin sonsuz olduğu bir aşk. İşte böyle bir şey benim içimdeki. Sana karşı hissettiğim her şey o kadar yoğun ve saf ki, hayatım boyunca hiç bir erkeğe, hiç kimseye hissetmediğim bir şey. Anne ve evlat sevgisi ne kadar farklı bir sevgidir, aşktır. Eskiden hiç anlamazdım, ama şimdi o kadar iyi anlıyorum ki ikisini de. Seni sevmenin ne olduğunu, nasıl hissettirdiğini. Evladım olmamasına rağmen, ileride senin adını taşıyacak olan bebeğimi daha şimdiden deliler gibi sevmenin anlamını öğrendim.

Sen benim hayatımın aşkı olan kadın. Kalbim her zaman senin için atmaya devam edecek.


-Ceren.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Bizi ayıran sadece toprak annem..

Bugün senin doğum günün meleğim..
Daha geçen sene, geceyarısında seni öperek kutladım yeni yaşını. Bugün ise seni öpememek ne kadar zor anne. Kulağına "iyi ki doğdun anne" diye fısıldayamamak. Hiç tahmin etmezdim bu kadar acı vereceğini. Böylesi bir acı tatmadım ömrümde ben. Senin olmadığın bir dünya hayal etmek çok zordu benim için. Oysa şimdi, dünyadayım ve sen yoksun.

Gece gene benimnandın rüyamda. Sarıldım, öptüm, kokladım.. Seninleydim bütün rüyam boyunca. Zaten içinde sen bulunan her şey çok güzel annem.. Sen güzelsin.

İpe bir sürü ful dizdim :) Kokusunu çok seven çünkü sen :) Getirdim bugün koydum taşın üstüne.. Bilirim sen bunları bilin aslında, çünkü sen ordan görün beni, izlen :)

Bu gece da gel yanıma annem, sarılayım sana ..



-C.

19 Haziran 2011 Pazar

14 Gün

2 hafta.. 2 haftadır sensizim anne.. 2 haftadır öpmedim seni, sarılamadım sana.
Ellerine ihtiyacım var anne. Sana ihtiyacım var. Seni görmeye ihtiyacım var.
Dünyanın en güzel rüyasını gördüm sabah. Sen vardın.
Sarıldım, ellerimle yanaklarından tuttum ve öptüm seni.. Çok ama çok güzeldi annem..
Bir daha uyuyacam şimdi. Gene göreyim seni diye.. Gene gel yanıma. Sarılayım sımsıkı .. Hiç bırakmaycam bu defa seni..
Uyansam bile gözlerimi açmaycam. Rüyamı devam ettirecem. Sen olacan yanımda gene..

Bugün babalar günü bebeğim.. Dedoş'un babalar gününü kutlaycam birazdan.. Peki ya 3 gün sonra ? 3 gün sonra senin doğum günün annem. Ben napacam ? Her zaman ilk ben kutlarım senin doğum gününü. Bu sene napacam ?



Özlerim seni çok birtanemm..


-C.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Vücudum artık kaldırmaz. Limitimi doldurdum sanırım..
Dünkü sinir krizi da heralde bunun göstergesiydi. Bayılacak derecede olmam.. Kendimi durduramamam.. Sonunda ne olacak bilirim ama kendime hakim olamayyorum işte.. Elimde değil artık ve bunu durdurmaya gücüm kalmadı.

Kaybetmeye hazır değilim henüz. Daha çok erken ve ben yapamam. Onsuz olamam. O olmadan kendim olamam ben. O benim hayatım. Geçmişim, bugünüm ve geleceğim.. Onsuz bir hayat düşünemem ve herkes alışmamı söyler. Nasıl alışabilirim? Nasıl ? Herşeyimi kaybettim zaten.. Ailemi, çocukluğumu. Herşeyi. Ama o olmaz. Onu kaybedemem. O da gidersa ölürüm. Gerçekten ölürüm.. Belki nefes alırım ama ottan başka birşey olmam..

Beni anladıklarını söylerler. Nasıl anlayabilirler ? Benim yaşadıklarımı yaşadılar mı ? Benim gibi ağladılar mı ? Hayır. O yüzden beni anladıklarını söylemekten vazgeçsinler.





Hazır değilim daha ......



-C.

29 Nisan 2011 Cuma

29.04.11 ~



Tam bu defa olacak diye düşünün. Her şey güzel, ama bir şey olur.
Nedensizce hemda, birden bire. Hiç beklemediğin bir anda patlar aniden.
Ne yapacağını şaşırırsın. Ne söyleyeceksin hiç bir fikrin yok.

Aslında önemli olmaması gerek. Yani sonuçta anlamsız bir şey.
Düşünmek bile gereksiz. Canımı sıkmaya gerek yok.
Herşey geçer, herşey düzelir.
Sorunlar yok olur.

"Bir çaresi bulunur, elbet yarın
Yeniden yaşamanın
Bir çaresi bulunur elbet canım
Bi uyuyup uyanalım .."


Yarın.. Güzel olacak *



-C.

24 Nisan 2011 Pazar

Koca Çınar


Yıllarca gölgesinde dinlendiğim, rahatça uyuduğum o koca çınar. Söyle bana nasıl bu kadar yoruldun? Sen yıkılmayan, güçlü ağaç. Söyle bana nasıl yenildin?

Hani zaman sana işlemezdi? Hani sonsuzakadar benimleydin? Öyleyse neden gitmek için acele ediyorsun?

Benimle, bizimle burada kalmak varken, neden? Bu erken veda niye ?

Ama unutma, kolayına gidemezsin burdan. Seni bırakmaya niyetim yok.

21 Nisan 2011 Perşembe


Sen ve ben.. Yıllar öncesine dönelim.. Dedemnan beraber gölün kenarına gidip piknik yapalım..

8 Nisan 2011 Cuma

Öyle kırılgansın ki ellerimin içinde.. Seni tutmaya korkarım..
Tenine değsem kırılacakmış gibi hissederim..

6 Nisan 2011 Çarşamba

Yorgun Savaşçım*

Yıllara yenik düşmüş yorgun savaşçım benim. 64 yıllık serüvenini dinleyemeye doyamadığım kadın.. Geçmişim, bugünüm ve geleceğim olan sevgilim.. Seni bırakmayacağımı bile bile bu kadar kolay mı gitmek? Söyle bana annelerin en güzeli.. Ellerini bırakmaya korktuğum kadınım.. Kalıyorsun değil mi?

O gül yüzündeki çizgiler anlatır bana, benim üzerimdeki emeğini ve sevgini.. Saçının her bir teline hayran olduğum kadın. Söyle bana, beni bırakıp gidecek misin? Evimizi bırakıp nereye gideceksin? Evimiz kadar güzel bir yer var mı bildiğin? Huzurlu, güvenli başka bir yer daha var mı?

Geceleri kabus gördüğümde ağlayarak kimin koynuna gireceğim? Ya da en mutlu günümde kime sarılarak güleceğim? Sen yokken ben nasıl güleceğim? Ben ağlarken kim gözlerimdeki yaşları silip "Ağlama canım" diyecek bana? Peki ben derdimi kime anlatacağım? En yakın arkadaşım yokken ben kimle konuşacağım?

Güzeller güzeli kadın.. Söyle bana vaz mı geçeceksin? Yoksa yıllara karşı gelip dimdik duracak mısın tüm zorluklara karşı?
Söylesene bana Savaşçım, savaşa hazır mısın?




-C.

21 Mart 2011 Pazartesi

Anne *

Bu yazıda sana daha önce anlatmadığım birşeyi, daha doğrusu birini anladacam: Anneannemi.. Tanısan seven gendini heralde.. Dünyanın en harika kadınıdır o, en şefkatli, en güler yüzlü. O güldüğünde her şey iyidir. Ve bilirim ki ben güvendeyim..

Ama artık gülmez. 3 yıldır gülmez. Hemda hiç. Onun gülümsemesini özledim. Beraber gülmemizi özledim. Kucağına oturup bana sarılmasını özledim. Kollarını bana dolayıp “kurabiyem” diye beni sevmesini özledim. Oysa şimdi elini bile tutmaya korkar oldum. Sırf canı yanmasın diye..

O çok güçsüz. Çok kırılgan.. Her gün ellerimin arasından kayıp gider ve ben engelleyecek hiç birşey yapamam.. Çok zayıfladı. Çok. 64 yaşında ve 42 kilo. İnanabilin? Saçları döküldüydü tedavi görürkan, doktor tekrardan çıkacak sadece yan etkilerinden biridir dedi. Ama eski saçları daha gelmedi. Ben anneannmin saçlarını özledim.. Kısaydı saçları ama elimle başını okşadığımda parmaklarım saçlarının arasında kaybolurdu. Şimdi ise saçları parmaklarımın arasında kaybolur. Çok yanlış..

Bilirim ilerde benimda olma riskim var. Benda öyle olabilirim.. Keşke onda değil da bende olsaydı derim bazen.. Ona birşey olmasın, onun canı yanmasın. Çok şey isdemem değil?

3 yıl.. Oysa bana daha uzun gelir bilin? 3 yıl öncesini zor hatırlarım.. Bilin neleri hatırladım şimdi.. Küçükkan ben, gece uyuyacağımda anneannem yatırırdı beni. Yastığım soğuk olup üşümeyim diye ısıtırdı onu. Yattığımda hemen yanıma oturur ben uyuyana kadar kalırdı. Masal anladırdı bana. Elini tutardım. Yılların izleri vardı elinde, sertt elleri ama bir o kadar da yumuşaktı. Bazen uyur gibi yapardım. Uyuduğumu zannedince eliyle başımı ve yanağımı okşar sonra öpüp salona geri dönerdi. Benda onun anlattığı masalların hayalini kurardım. Sabah uyandığımda gözümü bile açmadan yatağın başucunu yoklardım elimnan.. Sıcaklığı hissedinca gülümseyip biberonu alırdım. Uyanacağım saati hep bilirdi. Süt yapardı bana, biberona dökerdi ve soğumasın diye pembe bir havluya sarardı.. Keşge o günlere geri dönsem. Ufak bir çocuk olmayı öyle çok isderim ki. Çocuk olduğumda derdim olmaz. Sıkıntım olmaz. Tek üzüleceğim şey en sevdiğim çizgi filmi kaçırmış olmam olurdu.

Anneannemin bir mücevher kutusu vardı. Bayılırdım o kutuyu karıştırmaya. Şimdi bile gizli gizli gider karıştırırım. Takıları takar aynaya bakarım. Kızar bana ama birşey demez. Bayıldığım bir kolyesi var. Altın bir dört yapraklı yonca. Çok isterdim o kolyeyi bana vermesini. Meğer bir tane daha varmış o kolyeden. İkiz kolyeler misali. Eşini bana verdi. Şimdi da dakmaya kıyamam. Ne anormalim öyle :D

Hani eskiden msnde konuşurken bir iki dakikalığına otradan kaybolurdum ya, geldiğimde da “anneannem çağırdı” derdim. İsdemedim o zaman anladayım sana. Çünkü senin hayatın boyunca duymadığın birşey yapardım. Kadın doğumcu rolüne bürünürdüm. Anneannemda benim hastam olurdu. “Biteral” diye bir 3 tane tablet içeren bir ilaç var. İlaçtan çok hap yani. Onu yerleştirirdim ona. Onun canı yanarken ben parçalanırdım.. Onun canını yakardım o tableti yerleştirirken. Acıtırdım onu. Bugüne kadar bana bir kere vurmayan kadının canını ben yakardım. Kendimden nefret ederdim. Yapmak isdemezdim ama yapmak zorundaydım. Onun canı yanarken ben “tamam anne bitti bitti” derdim. Oysa daha bitmediydi.

Haketmedi o. Cidden haketmedi bu 3 yılı. Bu 3 yılı silsek? Hiç olmamış gibi davransak? Yaşanmamış gibi? Olur? Yeniden gülse bana. Gene kahve yapmamı istese bu defa hiç itiraz etmeden, ikiletmeden yaparım.. Ona karşı yaptığım tüm yanlışları telafi ederim. Onu hiç üzmem. O üzülmediği için benda üzülmem. O güldüğü için benda gülerim. Benda mutlu olurum..

İşte bana hem anne hemda baba olan kadındır bu. Benim canımdır. Hayatımdır. Geçmişim, bugünüm hem geleceğimdir..


-C.

18 Ocak 2011 Salı

18.O1.2O11~

İnsan zaman geçtikçe kimin onun yanında kalıcı olduğunu, kiminse geçici olduğunu çok iyi anlıyormuş..
Herkes söylerdi de inanmazdım. Şimdiki arkadaşlıklar çıkar arkadaşlığı, güvenilir dost çok az kaldı bu dünyada. Kimseye güvenme, kimseye içini açma kolayına.
İşte gel gör ki benim gibi saflar da var bu dünyada..

Geç de olsa anlamaya başladım kimin gerçekten arkadaşım olduğunu..
Etrafımdaki ikiyüzlü, çıkarcı ve satılık insanların kim olduklarını çok iyi biliyorum..
Bana söylediğiniz her yapmacık laflarınızın altında ne demek istediğinizi çok iyi biliyorum ben artık.

Üzülüyorum sadece. Bu kadar zaman bana böyle davranmakla çok çaba sarf etmişsiniz.. Keşke en başından söyleseydiniz asıl derdinizi de bu kadar yorulmazdınız yapmacık davranmak için..



-C.

11 Ocak 2011 Salı

11.1.11-

Canının parçası olan insanın gözlerinin önünde erimesi.. Ne kadar dayanabilirsin onu öyle görmeye ?
Elinden hiç bir şey gelmeden orada durmak ne kadar zordur bilir misin?
Çektiği acıyı hafifletememek ne kadar canını yakar peki bunu bilir misin?

3 yıl.. Koskoca 3 yıl. Elimden hiç bir şey gelmedi. Hiç bir şey !
Her gün gözümün önünde eriyip gitmesine dayanamıyorum artık.. Ben hasta olayım o olmasın.. Onun canı yanmasın benim yansın.. Ona bir şey olmasın..

Çok şey isterim ?



-C.

4 Aralık 2010 Cumartesi

O4.12.2O1O-

Bugün kendime inanamadım.. Saat 2buçukta uyandım.. Evet halen daha inanamıyorum..
Uyandım ama yatak o kadar rahattı ki kıçımı bile çıkarmadım yorganın altından. Yaklaşık 4 saat kadar yatakta kaldım. Sonra kalkıp bir şeyler yedim. Malum acıktım :P
Sonra annem ve salak kocası geldi (bknz. Üvey babam olacak hayvan). Kardeşim her zaman ki gibi laptopuma kuruldu ve oyun oynadı gidecekleri saate kadar.. Bende annemle tavla oynadım ve kocasını YOK SAYDIM ihihihi :P Hak ediyor bunları pislik.. :P
Aslında bugün Lefkoşa'ya gidecektim yeğenimle. Rum tarafına geçip alışveriş yapacaktık amaaa sevgili (!) anneanneciğim "hayır" dedi. Neymiş efendimmm : iki tane genç kızın yalnız başlarına orda ne işleri var? Genç dediği kızların biri 19, diğer 18 yaşlarında -,- ve gideceğimiz yer de gayet güvenli, her iki adımımda KKTCli insanlarla karşılaştığım bir yer . Yorum yapmadım.. O yüzden akşamdan beri odamdan çıkmıyorum.
Anyway .. İşte bugün gidemedim. Zaten babam sabahtan beri Lefkoşa'da seçimlerde. Kendisi de adaymış :)) Umarım seçilirrr. Şu an tek istediğim bu yani..
Seçilsin da alsın bana araba yanii -,- yeter bu kadar yollarda süründüğüm..

Öyle dosdum.. Bende durum böylee. Vee kapanışıı güzel bir şarkıyla yapmak gerek :D ONE OK ROCK'tan Liar şarkısı sizlerle beraber sevgili dinleyenler :D

Ben Ceren, hepinize iyi geceler diler xDD


30 Kasım 2010 Salı

Çirkefliğinizden bıktım ! Soyadıma leke sürmenizden bıktım.
Hepinizden bıktım artık !
Siktirin gidin hayatımdan. Çıkın ve beni rahat bırakın.
Sizin gibi ailem yoktur benim. Anlayın bunu ve siktirin !


-C

16 Ekim 2010 Cumartesi

We'll make it if we try..*

"I am by your side,
Just for a little while,
We'll make it if we try.."

Evet başarırız biz. Bu böyle bitemez.. Bu kadar insan.. Boşuna değil her şey.
Bunca yıl, iyi kötü her anlarında yanlarında olduk. En zor zamanlarında onlara destek olduk. Onların acılarıyla ağladık, onların sevinçleriyle güldük kahkahalara boğulduk..

Koskoca, dolu dolu 10 senenin karşılığı peki nasıl olacak ? O metindeki gibi mi olacak? Her doğum günlerinde onlara yolladığımız hediyeler gibi onlarda bize böyle bir hediye mi verecek?

Her şeyi bir kenara bırakıp atmazlar değil mi? Silmezler değil mi? Biz onlara bu kadar bağlandıktan sonra, hayatlarından çıkarmazlar bizi değil mi? Biz onlar için değerliyiz değil mi? Fanlarıyız ya. Mutlaka değer veriyorlar bize. Bize, düşüncelerimize ve hissettiklerimize.. Bizim onları düşündüğümüz gibi onlarda bizi düşünüyorlar mı?

Ceren'in dediği gibi "Ben bütün herşeyimi onlara bağladım nerdeyse. Onların söylediği şarkılarda buldum bir sürü şeyi, onların söylediği cümleleri kazıdım aklıma." .. Biz onlara bu kadar bağlandıktan sonra onlar hayatlarının bu bölümünü bir kenara atmazlar değil mi?

"We'll make it if we try.."

Beraber başarırız değil mi?



-C

11 Ekim 2010 Pazartesi

Çocukların kalbi temiz derler.
Duaları kabul olurmuş.
Çoğu çocuğun tek dileği, ailesiyle mutlu olmasıdır değil mi ? Peki benim kalbim temiz değil miydi ? Çocukken yaptığım hangi hata yüzünden dualarım, dileklerim görmezden gelindi yukarıdaki tarafından ?
Çok mu şey istedim ?
Hayır.
Başkalarının mutluluğunda gözüm mü vardı?
Evet, sadece tek bir mutluluğu kıskandım başka çocuklarda.
Anne ve babalarını.. Sadece o..

Peki yukarıdaki şahıs, senin hiç mi acıma duygun yok ?
Küçükken, geceleri ağlayarak sana yalvarırken beni neden siklemedin ?
Şimdi senden nefret eder hale geliyorum..
Annemden babamdan nefret etmeye başladım..
Senin yüzünden..

Ne olurdu beni bir kere duysaydın.



-C

10 Ekim 2010 Pazar

1O.1O.1O -

Evet bugün o gün..
10.10.10 ..


Belki güzel bir şey umuduyla beklediğim gün bugün.. Tek beklentim hissettiklerime karşılık almamdı işte..
Daha ne kadar belli etmem gerek ? Daha ne kadar "Seni Seviyorum" demem gerek ? Her söyleyişimde ne kadar canım yandığını bilmiyor musun ?
Evet sende söylüyorsun beni sevdiğini. Ama arkadaş olarak..
Off. Cidden of artık !
Odun musun yahu ? Neden anlamamakta ısrar ediyorsun ?
O kadar belli ettim ki yani ve ne bileyim.. Ben mi hata yaptım ?
Ben mi fazla değer verdim?
Fazla değerden oldu değil mi ? Evet evet..
Öyle oldu..
Anladım ben ama.. Yine de sağol herşey için..
Verdiğim değeri görmezden geldiğin için teşekkür ederim sana.. (:


-C

14 Eylül 2010 Salı

Derslerimi alamama birkaç saat kaldıı !!

Yarın gidip derslerimi seçeceğim. Beste'yle beraber gidiyoruz çünkü aynı sınıfta olmak istiyoruz. Umarım-inşallah aynı sınıflarda oluruz.

Uluç'ta Psikoloji okuyacakmış. Bakalım hangi derslerimiz ortak? *-)

*

Selen İngiltere'de şimdi.. Canterbury'de okuyacak.. Bayramın 2. gününü onunla geçirdim.. :)
Son günümüz güzeldi.. Bir sürü resmini çektim.. Dün gece de Skype'tan görüntülü konuştuk.. Mikrofonda problem olduğundan dolayı ses gelmezdi.. Duyamadık birbirimizi ama olsun.. Görüştük ya o da yeterli.. :)
Zaten aralık ayında gelecek. Bende o zamana ehliyetimi almış olacam.. Bol bol gezeceyik.. :)



-C.

20 Haziran 2010 Pazar






Bu şarkının hastasıyım !
Kaç zamandır dinlemiyordum. Bulunca tekrardan krize girdim ;P



-C

14 Haziran 2010 Pazartesi

Halen daha çok yorgunum yau. Gece 2buçukta yatarsam olacağı budur yani.
Zaten uyuyakaldım sabahdan. Babam beni evde bırakacaktı eğer uyanmasaydım.
Konuyu babama kaydırmıyorum yoksa hiiç kapatamam. -.-
Sabah annemnan konuşdum. Meğer dün gece anneannem kötüleşmiş, acile götürmüşler kendini. Ama 2 saat içinde falan iyi hissedince doktorun bakmasına gerek kalmadan geri misafirhaneye dönmüşler. Akşamüsdü konuşduğumuzda da doktorun yanındaydılar diye çok konuşamadık.
Yani Ankara Cephesinde durum böyle. Bizim memlekette ise havalar günlük güneşlik falan xD
Yanıyorum falan :D Deniz sezonunuda açamadık yau daha. Sözde bugün gidecekdim da babam malı problem çıkardı. Tamam babam konusunu açmaycam. Yoksa kapanması imkansız olur.

Şimdi bir olay anlacam ama isim vermiyorum. Okursa falan :D Kızın adı Derya olsun. Erkek arkadaşınında Mert. :D Neysa . İkisida arkadaşımdır işte. Çıkarlar bunlar. Neysa bir ara bitirdiler. Derya kıskançlık yapardı gendine. Sebepda benim Mert' in linklerini beğenmem hem yorumlarımız. Şaka gibi yau :D Durdu bu konudan tartışdılar, ara verdiler. Şimdi gene başladılar :D
Bugün sormuş Mert'e konuşurmuyuk diye. :D O da yok demiş :D Evet dese kavga çıkacak çünkü :D Allahım şaka gibi yauu :D
Şimdi da Mert'nan gonuşurum. Derya' nın kıskançlıklarından dert yanar bana çocuk :D Yazık yau :D
Yani bu kadar da kıskançlık olmaz. Çok abarttı.
Hem demiş ki Mert' e "devam edersa yorum yapmaya beğenmeye çok fena olacak". Çoook korkdum be yavrum :D
Yani bu sebebden kavga çıkaracaksan hodri meydan ;)


Biraz daha yazarsam kitap çıkarmak zorunda kalacam. Hadi görüşürüz. =D



-C.

8 Haziran 2010 Salı

Veee artıııkk karşınızda bir Psikoloji Öğrencisi vaaarrrr :D
İlk tercihimden Daü sınavını kazanmış bulunmaktayım =))))
Allaıım şaka gibiiii :D Halen daha inanamıyorum !! :D
Ben kaçtım daha fazla yazamayacağım :D
Görüşürüzzz !!




-C.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Eve gece 2.3o' da gelip sabah 6.3o'da kalkıp sınava gitmek süpermiş. -.-
Bunu sınavda uyuyakalmak üzereyken anladım. -.-
Zaten geçen günde eve 3'e çeyrek kala gibi geldik.
Yorgunluktan geberiyorum ya, felaket uykum var. Heralde kesin koltukta uyuyakalacağım. =/
-
Hea ayrı bir konu daha var. Hoşlandığım çocuk en yakın arkadaşımdan hoşlanıyor. -.-"
Çook ama çoook kötü moralim bozuk bunu öğrendiğimden beridir.
Arkadaşımda konuyu açmamak için elinden geleni yapıyor ama çocuğun arkadaşlarından biri arkadaşımdan hoşlandığını belirten birşey söylüyor ve benim yüzüm asılıyor direk.
Çok ama çok canım sıkılıyor bu duruma. Elimden birşeyde gelmiyor. Kendime çekemiyorum.
Üff. ağlayacağım resmen.
Kalbim onun için atıyor, onun için yanıyorum ama o EN YAKIN ARKADAŞIMDAN HOŞLANIYOR !
Ben kaçtım, yoksa biraz daha yazarsam ağlayacağım.



-C

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Bu nasıl bir takıntıdır ?
Son 3 günümü Russian Roulette'i dinleyerek ve bağıra bağıra şarkıyı söyleyerek geçirdim. Tahminimce eğer biraz daha şarkıyı yüksek sesle söylersam sesim sizlere ömür. :)
Nohaa durun :D
Hüseyin Kaya commended on your link :D !!!
Şaka gibiii :D Resmen şaka gibii :D
Neyse ben hüseyine kaçtım yazarım daha sonra :P


-C

21 Mayıs 2010 Cuma

Ne kadar dangalak bir babaya sahibim yau. Allahtan bir kereceik uyuyakaldım bu kadar zamanda. Ben kendisini kaç saat beklerim sabahları, o beni 5 dk bile bekleyemez.
Salak. Noldu yani bir kerecik uyuyakaldıysam ?
Zamanında onun kızkardeşini yarım saat beklediğimiz olurdu sabahları. Şimdi da bana, çok geciktiğimizi falan söylüyor.
Siktir be. Seni mi çekecem? Dangalağa bak sen.
Geç kalmışık. Anasının a.ı !



-C

9 Mayıs 2010 Pazar

Annem~

Anneannem benim. 44 senedir sen annesin. Ve bu 44 senenin 18 yılı ben seninleyim.
18 senedir sana anne diyorum. Bu 18 sene sana ne ifade ediyor bilmiyorum ama benim için çok çok değerli.
Tüm yaşamım boyunca kendi annemden daha çok beraber oldum seninle. Anne diye seni bildim ben.
Üzülüp ağladığımda sen teselli ettin beni. Ağlama dedin bana. Ağladım ama senin kucağında ağladım. Sen saçlarımı okşadın, gözyaşlarımı sildin.
İyi kötü her günümde yanımdaydın.
İlkokulda mezun olduğumda oradaydın. Kepimi havaya attığımda benim için ağladın. Ve şimdi yine mezun oluyorum anne. Ve yine sen buradasın.
Biliyorum hep burada olacaksın. Her zaman yanımda.
Ben anne olduğumda bile burada olacaksın anneciğim biliyorum. Beraber büyüteceğiz Doruk' u ve Ada' yı. :)
Onlar da sana anne diyecek göreceksin. Belki de benden bile daha çok sevecekler seni.
Zaten kim sevmez ki seni. Seni sevmeyeni döverim. *-*

Bu 18. anneler gününde de beraber olduğumuz için çok mutluyum anneciğim.
Daha nice anneler gününü birlikte geçirmemiz dileğiyle.

Seni seviyorum dünyaların en tatlı annesi. :)



-C

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Hayatımda geçirdiğim en güzel Business Studies sınavıydı. xD
Öyle bir kopya çektik kii xD Hocanın gözünün içine bakarak hemde xD
Heralde 8 veya 9 falan alırım yani. =D


-C

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Anneannem geldi ve beni sinirlendiren dırdırları başladı. =D
Seviyorum onu. :')
Sağolsun dün dırdırını çekmemek için odamı tertipledim. Pf.
Dolabı tekrardan düzenledim.
Varya , geldiği ilk günden bana emir vermeye başladı. Helal olsun yani. =D
Ne sabır ne sabır. :D


-C

23 Nisan 2010 Cuma

Bugün bayram, erken kalkın çocuklar !
Mesela benim gibi 12 civarı falan kalkabilirsiniz. =D
Eveet bugünün programına bakalım:

16.oo - Burçe'nin evinde ol.
2o.oo - Meyhanede ol.

Burçe' nin evinde olmam için 1 buçuk saatim var. O zaman Ceren kaçar. Hazırlanmam gerek.
Yarın bol bol anlatırım bu gece ne olduğunu. ;)


-C

22 Nisan 2010 Perşembe

Gel artık.
Tek isteğim gelmen.
Seni o kadar çok özledim ki.
Zamanın getirdiği o kırışık yanaklarını,
Yumuşacık ellerini.
Seni özledim anneanne.


Okuldan geldiğimde beni kapıda karşılamanı,
Gece geç saatlere kadar ayakta kaldığımda bana kızmanı.
Ne olur bırakma beni artık.
Gitme.
İhtiyacım var sana.


Her gidişinde farkemesemde çok özlüyorum seni.
Biliyorum iyi olmak için gidiyorsun ama yapamıyorum sensiz.
Ev bomboş anneanne.
Sen yoksun.
Dayanamıyorum.
Sensiz olmuyor.


Gel anne.
Yanımda ol, bırakma beni.
Biliyorum dedem var yanımda ama yetmiyor.
Boşluğunu doldurmuyor.


Senin kullandığın anahtarları kullanıyorum anne.
Her tuttuğumda çıkardıkları sesler bana seni hatırlatıyor.
Evi, seni hatırlatıyorlar.
Güven veriyor bana.
Biraz olsun iyi hissettiriyor.


Senin yastığınla uyuyorum artık.
Kokunu duymak için.
Yanımda olduğunu bilmek istiyorum anneanne.
Yanımda ol anne.
Bırakma beni artık.
Gitme.


Lütfen gel.
Burada, evimizde ol.
Her zaman oturduğun koltukta otur.
Üzerinde her zaman sarındığın şalın olsun.
Yeter ki burada ol.
Ne istersen yaparım.
Herşeyimi veriririm.
Burada ol.
Evde.
Yanımda.

Gel artık anneanne. Seni çok özledim, seni çok seviyorum. Herşeyden çok, herkesten çok. <3>

21 Nisan 2010 Çarşamba

Sabahın bu erken vaktinde ayaktayım ya . Bravo bana. Zaten gece düzgün uyuyamadım. 3:40' ta telefonum çaldı arkadaşım aradı. Telefonu kapattıktan sonra ta uyumak için 2 saat yatakta dönüp durdum. Öf püf. Şimdi de hazırlanmaya çalışıyorum. Neyse . Birazdan babam gelecek. Ben uçtum.


-C

20 Nisan 2010 Salı

Doğum günü partisine 2buçuk saat kaldı ve ben daha saçlarımı düzeltmedim. -_-"
Acaba yetiştirebilecek miyim? Güzel soru. Yetiştirmem gerek !
Ouf Ceren ouff! Zaten daha ne giyeceğimi bulmadım. -_-
Öf püf. Çok işim var çoooookk !


-C
Vay be. Dedem benimle ilk defa okulum ve üniversitede hangi bölümü okuyacağım hakkında sorular sordu. Tamam bunun normal olması gerek ama dedemnan öyle pek iyi bir ilişkimiz yok ama. Ne bileyim. Heralde anneannemin burda olmaması sebebiynan benimnan daha çok ilgilenmeye çalışır. Ouf ouf. Anneannemi özledim. Hemde çok !


-C

19 Nisan 2010 Pazartesi

Biraz önce annemle konuştum. Anneannem ilk ışını almış. İkinciyi Çarşamba sabah, üçüncüyü de perşembe günü öğlenden sonra alacakmış. Ayrıca 2 hafta daha orada kalacakmış. Off offff ! Gerçekten çok canım sıkıldı bu işe. Tamam, tedavi olmasını istiyorum ama onu çok özledim. Gerçekten çok özledim.


-C