29 Eylül 2011 Perşembe

Eveet okullar açıldı hatta ikinci hafta da bugün itibariyle bitmiş oldu.
Okulun açılması çok şeyimdeydi de bunları anlatıyorum. Açıkçası neden bunu yazdığımı da bilmiyorum. Belki de sıkıldığımdandır. O da olabilir tabi. Mümkün.;

Tamam iyi yanları falan da var okulun. Mesela yazda göremediğim arkadaşlarımı falan görmüş oluyorum ama isteseydim onlarla da görüşürdüm yazda. İyi yan değil bu sanırım.

Vee gelelim benim için kötü yanına. Dersler, quizler, ödevler veya sınavlar falan DEĞİL !
Abi bildiğin o kalabalıkta olmak korkutucu. Altıma sıçıyorum yani o kadar insanın içinde. Böyle bir korku olamaz yani. Elim ayağım karışıyor birbirine. Ne yapacağımı bilemiyorum. 5 kişiden fazla bir topluluk içinde olayım sinir krizi geçirecek derecede oluyorum. Geçen sene her gün gittiğim RD' ye adım atmaktan korkar oldum. O kadar insanı görünce ayaklarım geri geri gidiyor. Ne kadar az insan o kadar iyi.

Yaz o kadar güzeldi ki. Arkadaşlarımdan görüştüğüm sadece bir iki kişi vardı ve geri kalan zamanda EVİMDE, GÜVENDEYDİM. Şimdi ise 938765 kişi var etrafımda ve ben kendimi hiçte iyi hissetmiyorum.


Help me ! Cidden yani yardım istiyorum!

7 Ağustos 2011 Pazar

Uzun zamandan beridir korkmamıştım. Ya da şöyle söyleyim. Uzun zamandan beridir, hiç bir sebebi olmadan böylesine korkmamıştım.
Sorun yok. Gerçekten sorun yok ama nedensizce korkuyorum. Sanki bir suç işlemiş gibi. Sanki kötü bir şey yapmış gibi.
Öleceğimi hissettiğimi söylesem?

7 Temmuz 2011 Perşembe

Annem *

Yokluğun o kadar çok fark ediliyor ki. Sen yoksun ve annemle aramda oluşmaya başlayan bağdan korkuyorum.. Biz yıllar önce o bağları koparmıştık. Sen vardın çünkü. Benim annem sendin, sensin.. Peki ben içimde yaşadığım bu fırtınayı kime anlatacağım şimdi? Sen yoksun. En yakın arkadaşım, hayat arkadaşım yok. Ben kiminle paylaşacağım içimdekileri? Kimin dizlerine yatıp ağlayacağım? Kim okşayacak benim başımı? Kim sarılacak bana en zor anımda? Söyle bana güzeller güzeli meleğim. Ben kimi öpeceğim doya doya? Kimin ellerini tutacağım derdimi anlatırken, gülerken ve ağlarken. Kim kızacak bana onu sinirlendirdiğimde ? Kim tavır yapacak bana onu üzdüğümde, kırdığımda?

Ve her sabah "anne" diye seslendiğimde bana cevap veren neden sen değilsin? O kadar zor ki artık "anne" demek. O kelimenin tüm anlamlarını sende bulmuşken, sana "Anne" diyememek ne kadar zor.. Anne kelimesinin seninle aynı anlamda olduğunu bilmek ve sana anne diyememek ne kadar çok koyuyor.

Aşk. En saf aşk bir anneyle çocuğu arasındaki aşktır bana göre. Hiç kirlenmemiş, tertemiz bir aşk. İçinde güvenin, sevginin sonsuz olduğu bir aşk. İşte böyle bir şey benim içimdeki. Sana karşı hissettiğim her şey o kadar yoğun ve saf ki, hayatım boyunca hiç bir erkeğe, hiç kimseye hissetmediğim bir şey. Anne ve evlat sevgisi ne kadar farklı bir sevgidir, aşktır. Eskiden hiç anlamazdım, ama şimdi o kadar iyi anlıyorum ki ikisini de. Seni sevmenin ne olduğunu, nasıl hissettirdiğini. Evladım olmamasına rağmen, ileride senin adını taşıyacak olan bebeğimi daha şimdiden deliler gibi sevmenin anlamını öğrendim.

Sen benim hayatımın aşkı olan kadın. Kalbim her zaman senin için atmaya devam edecek.


-Ceren.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Bizi ayıran sadece toprak annem..

Bugün senin doğum günün meleğim..
Daha geçen sene, geceyarısında seni öperek kutladım yeni yaşını. Bugün ise seni öpememek ne kadar zor anne. Kulağına "iyi ki doğdun anne" diye fısıldayamamak. Hiç tahmin etmezdim bu kadar acı vereceğini. Böylesi bir acı tatmadım ömrümde ben. Senin olmadığın bir dünya hayal etmek çok zordu benim için. Oysa şimdi, dünyadayım ve sen yoksun.

Gece gene benimnandın rüyamda. Sarıldım, öptüm, kokladım.. Seninleydim bütün rüyam boyunca. Zaten içinde sen bulunan her şey çok güzel annem.. Sen güzelsin.

İpe bir sürü ful dizdim :) Kokusunu çok seven çünkü sen :) Getirdim bugün koydum taşın üstüne.. Bilirim sen bunları bilin aslında, çünkü sen ordan görün beni, izlen :)

Bu gece da gel yanıma annem, sarılayım sana ..



-C.

19 Haziran 2011 Pazar

14 Gün

2 hafta.. 2 haftadır sensizim anne.. 2 haftadır öpmedim seni, sarılamadım sana.
Ellerine ihtiyacım var anne. Sana ihtiyacım var. Seni görmeye ihtiyacım var.
Dünyanın en güzel rüyasını gördüm sabah. Sen vardın.
Sarıldım, ellerimle yanaklarından tuttum ve öptüm seni.. Çok ama çok güzeldi annem..
Bir daha uyuyacam şimdi. Gene göreyim seni diye.. Gene gel yanıma. Sarılayım sımsıkı .. Hiç bırakmaycam bu defa seni..
Uyansam bile gözlerimi açmaycam. Rüyamı devam ettirecem. Sen olacan yanımda gene..

Bugün babalar günü bebeğim.. Dedoş'un babalar gününü kutlaycam birazdan.. Peki ya 3 gün sonra ? 3 gün sonra senin doğum günün annem. Ben napacam ? Her zaman ilk ben kutlarım senin doğum gününü. Bu sene napacam ?



Özlerim seni çok birtanemm..


-C.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Vücudum artık kaldırmaz. Limitimi doldurdum sanırım..
Dünkü sinir krizi da heralde bunun göstergesiydi. Bayılacak derecede olmam.. Kendimi durduramamam.. Sonunda ne olacak bilirim ama kendime hakim olamayyorum işte.. Elimde değil artık ve bunu durdurmaya gücüm kalmadı.

Kaybetmeye hazır değilim henüz. Daha çok erken ve ben yapamam. Onsuz olamam. O olmadan kendim olamam ben. O benim hayatım. Geçmişim, bugünüm ve geleceğim.. Onsuz bir hayat düşünemem ve herkes alışmamı söyler. Nasıl alışabilirim? Nasıl ? Herşeyimi kaybettim zaten.. Ailemi, çocukluğumu. Herşeyi. Ama o olmaz. Onu kaybedemem. O da gidersa ölürüm. Gerçekten ölürüm.. Belki nefes alırım ama ottan başka birşey olmam..

Beni anladıklarını söylerler. Nasıl anlayabilirler ? Benim yaşadıklarımı yaşadılar mı ? Benim gibi ağladılar mı ? Hayır. O yüzden beni anladıklarını söylemekten vazgeçsinler.





Hazır değilim daha ......



-C.

29 Nisan 2011 Cuma

29.04.11 ~



Tam bu defa olacak diye düşünün. Her şey güzel, ama bir şey olur.
Nedensizce hemda, birden bire. Hiç beklemediğin bir anda patlar aniden.
Ne yapacağını şaşırırsın. Ne söyleyeceksin hiç bir fikrin yok.

Aslında önemli olmaması gerek. Yani sonuçta anlamsız bir şey.
Düşünmek bile gereksiz. Canımı sıkmaya gerek yok.
Herşey geçer, herşey düzelir.
Sorunlar yok olur.

"Bir çaresi bulunur, elbet yarın
Yeniden yaşamanın
Bir çaresi bulunur elbet canım
Bi uyuyup uyanalım .."


Yarın.. Güzel olacak *



-C.

24 Nisan 2011 Pazar

Koca Çınar


Yıllarca gölgesinde dinlendiğim, rahatça uyuduğum o koca çınar. Söyle bana nasıl bu kadar yoruldun? Sen yıkılmayan, güçlü ağaç. Söyle bana nasıl yenildin?

Hani zaman sana işlemezdi? Hani sonsuzakadar benimleydin? Öyleyse neden gitmek için acele ediyorsun?

Benimle, bizimle burada kalmak varken, neden? Bu erken veda niye ?

Ama unutma, kolayına gidemezsin burdan. Seni bırakmaya niyetim yok.

21 Nisan 2011 Perşembe


Sen ve ben.. Yıllar öncesine dönelim.. Dedemnan beraber gölün kenarına gidip piknik yapalım..

8 Nisan 2011 Cuma

Öyle kırılgansın ki ellerimin içinde.. Seni tutmaya korkarım..
Tenine değsem kırılacakmış gibi hissederim..

6 Nisan 2011 Çarşamba

Yorgun Savaşçım*

Yıllara yenik düşmüş yorgun savaşçım benim. 64 yıllık serüvenini dinleyemeye doyamadığım kadın.. Geçmişim, bugünüm ve geleceğim olan sevgilim.. Seni bırakmayacağımı bile bile bu kadar kolay mı gitmek? Söyle bana annelerin en güzeli.. Ellerini bırakmaya korktuğum kadınım.. Kalıyorsun değil mi?

O gül yüzündeki çizgiler anlatır bana, benim üzerimdeki emeğini ve sevgini.. Saçının her bir teline hayran olduğum kadın. Söyle bana, beni bırakıp gidecek misin? Evimizi bırakıp nereye gideceksin? Evimiz kadar güzel bir yer var mı bildiğin? Huzurlu, güvenli başka bir yer daha var mı?

Geceleri kabus gördüğümde ağlayarak kimin koynuna gireceğim? Ya da en mutlu günümde kime sarılarak güleceğim? Sen yokken ben nasıl güleceğim? Ben ağlarken kim gözlerimdeki yaşları silip "Ağlama canım" diyecek bana? Peki ben derdimi kime anlatacağım? En yakın arkadaşım yokken ben kimle konuşacağım?

Güzeller güzeli kadın.. Söyle bana vaz mı geçeceksin? Yoksa yıllara karşı gelip dimdik duracak mısın tüm zorluklara karşı?
Söylesene bana Savaşçım, savaşa hazır mısın?




-C.

21 Mart 2011 Pazartesi

Anne *

Bu yazıda sana daha önce anlatmadığım birşeyi, daha doğrusu birini anladacam: Anneannemi.. Tanısan seven gendini heralde.. Dünyanın en harika kadınıdır o, en şefkatli, en güler yüzlü. O güldüğünde her şey iyidir. Ve bilirim ki ben güvendeyim..

Ama artık gülmez. 3 yıldır gülmez. Hemda hiç. Onun gülümsemesini özledim. Beraber gülmemizi özledim. Kucağına oturup bana sarılmasını özledim. Kollarını bana dolayıp “kurabiyem” diye beni sevmesini özledim. Oysa şimdi elini bile tutmaya korkar oldum. Sırf canı yanmasın diye..

O çok güçsüz. Çok kırılgan.. Her gün ellerimin arasından kayıp gider ve ben engelleyecek hiç birşey yapamam.. Çok zayıfladı. Çok. 64 yaşında ve 42 kilo. İnanabilin? Saçları döküldüydü tedavi görürkan, doktor tekrardan çıkacak sadece yan etkilerinden biridir dedi. Ama eski saçları daha gelmedi. Ben anneannmin saçlarını özledim.. Kısaydı saçları ama elimle başını okşadığımda parmaklarım saçlarının arasında kaybolurdu. Şimdi ise saçları parmaklarımın arasında kaybolur. Çok yanlış..

Bilirim ilerde benimda olma riskim var. Benda öyle olabilirim.. Keşke onda değil da bende olsaydı derim bazen.. Ona birşey olmasın, onun canı yanmasın. Çok şey isdemem değil?

3 yıl.. Oysa bana daha uzun gelir bilin? 3 yıl öncesini zor hatırlarım.. Bilin neleri hatırladım şimdi.. Küçükkan ben, gece uyuyacağımda anneannem yatırırdı beni. Yastığım soğuk olup üşümeyim diye ısıtırdı onu. Yattığımda hemen yanıma oturur ben uyuyana kadar kalırdı. Masal anladırdı bana. Elini tutardım. Yılların izleri vardı elinde, sertt elleri ama bir o kadar da yumuşaktı. Bazen uyur gibi yapardım. Uyuduğumu zannedince eliyle başımı ve yanağımı okşar sonra öpüp salona geri dönerdi. Benda onun anlattığı masalların hayalini kurardım. Sabah uyandığımda gözümü bile açmadan yatağın başucunu yoklardım elimnan.. Sıcaklığı hissedinca gülümseyip biberonu alırdım. Uyanacağım saati hep bilirdi. Süt yapardı bana, biberona dökerdi ve soğumasın diye pembe bir havluya sarardı.. Keşge o günlere geri dönsem. Ufak bir çocuk olmayı öyle çok isderim ki. Çocuk olduğumda derdim olmaz. Sıkıntım olmaz. Tek üzüleceğim şey en sevdiğim çizgi filmi kaçırmış olmam olurdu.

Anneannemin bir mücevher kutusu vardı. Bayılırdım o kutuyu karıştırmaya. Şimdi bile gizli gizli gider karıştırırım. Takıları takar aynaya bakarım. Kızar bana ama birşey demez. Bayıldığım bir kolyesi var. Altın bir dört yapraklı yonca. Çok isterdim o kolyeyi bana vermesini. Meğer bir tane daha varmış o kolyeden. İkiz kolyeler misali. Eşini bana verdi. Şimdi da dakmaya kıyamam. Ne anormalim öyle :D

Hani eskiden msnde konuşurken bir iki dakikalığına otradan kaybolurdum ya, geldiğimde da “anneannem çağırdı” derdim. İsdemedim o zaman anladayım sana. Çünkü senin hayatın boyunca duymadığın birşey yapardım. Kadın doğumcu rolüne bürünürdüm. Anneannemda benim hastam olurdu. “Biteral” diye bir 3 tane tablet içeren bir ilaç var. İlaçtan çok hap yani. Onu yerleştirirdim ona. Onun canı yanarken ben parçalanırdım.. Onun canını yakardım o tableti yerleştirirken. Acıtırdım onu. Bugüne kadar bana bir kere vurmayan kadının canını ben yakardım. Kendimden nefret ederdim. Yapmak isdemezdim ama yapmak zorundaydım. Onun canı yanarken ben “tamam anne bitti bitti” derdim. Oysa daha bitmediydi.

Haketmedi o. Cidden haketmedi bu 3 yılı. Bu 3 yılı silsek? Hiç olmamış gibi davransak? Yaşanmamış gibi? Olur? Yeniden gülse bana. Gene kahve yapmamı istese bu defa hiç itiraz etmeden, ikiletmeden yaparım.. Ona karşı yaptığım tüm yanlışları telafi ederim. Onu hiç üzmem. O üzülmediği için benda üzülmem. O güldüğü için benda gülerim. Benda mutlu olurum..

İşte bana hem anne hemda baba olan kadındır bu. Benim canımdır. Hayatımdır. Geçmişim, bugünüm hem geleceğimdir..


-C.

18 Ocak 2011 Salı

18.O1.2O11~

İnsan zaman geçtikçe kimin onun yanında kalıcı olduğunu, kiminse geçici olduğunu çok iyi anlıyormuş..
Herkes söylerdi de inanmazdım. Şimdiki arkadaşlıklar çıkar arkadaşlığı, güvenilir dost çok az kaldı bu dünyada. Kimseye güvenme, kimseye içini açma kolayına.
İşte gel gör ki benim gibi saflar da var bu dünyada..

Geç de olsa anlamaya başladım kimin gerçekten arkadaşım olduğunu..
Etrafımdaki ikiyüzlü, çıkarcı ve satılık insanların kim olduklarını çok iyi biliyorum..
Bana söylediğiniz her yapmacık laflarınızın altında ne demek istediğinizi çok iyi biliyorum ben artık.

Üzülüyorum sadece. Bu kadar zaman bana böyle davranmakla çok çaba sarf etmişsiniz.. Keşke en başından söyleseydiniz asıl derdinizi de bu kadar yorulmazdınız yapmacık davranmak için..



-C.

11 Ocak 2011 Salı

11.1.11-

Canının parçası olan insanın gözlerinin önünde erimesi.. Ne kadar dayanabilirsin onu öyle görmeye ?
Elinden hiç bir şey gelmeden orada durmak ne kadar zordur bilir misin?
Çektiği acıyı hafifletememek ne kadar canını yakar peki bunu bilir misin?

3 yıl.. Koskoca 3 yıl. Elimden hiç bir şey gelmedi. Hiç bir şey !
Her gün gözümün önünde eriyip gitmesine dayanamıyorum artık.. Ben hasta olayım o olmasın.. Onun canı yanmasın benim yansın.. Ona bir şey olmasın..

Çok şey isterim ?



-C.