7 Temmuz 2011 Perşembe

Annem *

Yokluğun o kadar çok fark ediliyor ki. Sen yoksun ve annemle aramda oluşmaya başlayan bağdan korkuyorum.. Biz yıllar önce o bağları koparmıştık. Sen vardın çünkü. Benim annem sendin, sensin.. Peki ben içimde yaşadığım bu fırtınayı kime anlatacağım şimdi? Sen yoksun. En yakın arkadaşım, hayat arkadaşım yok. Ben kiminle paylaşacağım içimdekileri? Kimin dizlerine yatıp ağlayacağım? Kim okşayacak benim başımı? Kim sarılacak bana en zor anımda? Söyle bana güzeller güzeli meleğim. Ben kimi öpeceğim doya doya? Kimin ellerini tutacağım derdimi anlatırken, gülerken ve ağlarken. Kim kızacak bana onu sinirlendirdiğimde ? Kim tavır yapacak bana onu üzdüğümde, kırdığımda?

Ve her sabah "anne" diye seslendiğimde bana cevap veren neden sen değilsin? O kadar zor ki artık "anne" demek. O kelimenin tüm anlamlarını sende bulmuşken, sana "Anne" diyememek ne kadar zor.. Anne kelimesinin seninle aynı anlamda olduğunu bilmek ve sana anne diyememek ne kadar çok koyuyor.

Aşk. En saf aşk bir anneyle çocuğu arasındaki aşktır bana göre. Hiç kirlenmemiş, tertemiz bir aşk. İçinde güvenin, sevginin sonsuz olduğu bir aşk. İşte böyle bir şey benim içimdeki. Sana karşı hissettiğim her şey o kadar yoğun ve saf ki, hayatım boyunca hiç bir erkeğe, hiç kimseye hissetmediğim bir şey. Anne ve evlat sevgisi ne kadar farklı bir sevgidir, aşktır. Eskiden hiç anlamazdım, ama şimdi o kadar iyi anlıyorum ki ikisini de. Seni sevmenin ne olduğunu, nasıl hissettirdiğini. Evladım olmamasına rağmen, ileride senin adını taşıyacak olan bebeğimi daha şimdiden deliler gibi sevmenin anlamını öğrendim.

Sen benim hayatımın aşkı olan kadın. Kalbim her zaman senin için atmaya devam edecek.


-Ceren.